https://tujpa.com/index.php/journal/issue/feed TÜRK KAMU YÖNETİMİ DERGİSİ 2021-01-10T14:01:24+01:00 Vedat YILMAZ vedatyilmaz1977@gmail.com Open Journal Systems <div class="pkpFormField__heading"><strong>Uluslararası bilimsel hakemli bir dergidir. Yılda iki sayı (Haziran ve Aralık) olarak yayınlanmaktadır. </strong></div> <div class="pkpFormField__heading"><strong>Kamu Yönetimi ve Uluslararası İlişkiler olmak üzere "yönetim" ile ilgili teorik ve uygulamalı bilimsel/özgün makaleleri kabul etmektedir. Yönetim ile ilgili hazırlanan uluslararası düzeydeki akademik çalışmaları yayınlayan hakemli bir dergidir. Dergi ile multidisipliner bir çalışma alanı tesis edilerek literatüre ve uygulamaya katkı sağlanılması hedeflenmektedir. Derginin yayın dili Türkçe ve İngilizce'dir. Makalelerin başvuru aşamasından yayın aşamasına kadar olan tüm süreçleri sistem üzerinden gerçekleştirilmektedir. Yazarlardan çalışmalarının yayınlanması için herhangi bir ücret talep edilmemektedir. Ayrıca yazarlara ve hakemlere de herhangi bir ücret ödemesi yapılmamaktadır. </strong></div> https://tujpa.com/index.php/journal/article/view/18 What does Turkey promise for the Middle East and North Africa? 2020-12-03T16:37:37+01:00 Hüsamettin İNAÇ husamettininac@yahoo.com <p><em>Türkiye tarihi tecrübesi ve imparatorluk geçmişiyle bölgede yegane bir ülkedir. Bunun ötesinde, Türkiye Asya, Balkan, Doğu, Avrupa, Akdeniz, Karadeniz, Kafkasya ve Ortadoğu gibi farklı kimlikleri bünyesinde barındırmaktadır. İslam ve demokrasiyi uyumlaştıran, farklı kimlikleri tek potada eritmeyi başaran ve farklılıkları yönetebilen tek ülke, Türkiye’dir. Öte yandan yakın tarihimizde acımasız diktatörler tarafından yönetilen ve bir türlü istikrarsızlıktan kurtulamayan Kuzey Afrika ve Ortadoğu (MENA)&nbsp; ülkeleri, başlangıçta Arap Baharı olarak adlandırılan ve özgürlükleri ve insan onurunu yüceltmeyi amaçlayan sosyal hareketlerle farklı bir yöne evrilmeye başladı. Bu zaman diliminde MENA ülkeleri benzer tecrübeleri daha önce yaşamış ve başarılı sonuçlara ulaşmış bir esin kaynağına ihtiyaç duymaktadırlar. Bu bakımdan özellikle Arap Baharının intikama dönüştüğü ve Akdeniz’de hâkimiyet mücadelesi ve İpek Yolu Projesi’nden kaynaklanan tansiyonun yönetilemez hale geldiği bir çağda Türkiye, İslam kültürüyle laik, demokratik, çokkültürlü ve batılı değerleri uyumlaştırabilen bir ülke olarak ilham verici ve istikbal vaadedici bir konumdadır. Bu bağlamda bu çalışma Ortadoğu üzerinden yeni bir dünya inşa edilmeye çalışıldığı günümüz dünyasında Türk tecrübesinin MENA ülkeleri için nasıl ilham kaynağı olabileceğini araştırmaya hasredilmiştir.</em></p> 2021-01-10T00:00:00+01:00 Telif Hakkı (c) 2020 TÜRK KAMU YÖNETİMİ DERGİSİ https://tujpa.com/index.php/journal/article/view/16 Türkiye’de 6360 Sayılı Yasa Kapsamında Mahalle ve Köy Yönetiminde Yaşanan Değişim ve Dönüşüme Muhtarların Bakışı 2020-11-13T13:38:50+01:00 Yeter AVŞAR y.cicek_01@hotmail.com İbrahim Ethem TAŞ i.ethem.tas@gmail.com <p><em>Son yıllarda Türkiye’de katı merkeziyetçi teşkilatlanma yapısını yumuşatmak ve yerelde hizmet sunumunda etkinliği sağlamak adına yerel yönetimler alanında kapsamlı çalışmalar yapıldığı görülmektedir. Bu çalışmaların başında ise 6360 Sayılı Yasa gelmektedir. Bu yasa büyükşehir olan illerde büyükşehir belediyelerinin hizmet alanlarını ilin mülki sınırları olarak genişletirken köyleri de tüzel kişiliği olmayan mahalleye dönüştürmüştür. Ayrıca bu süreçte; belediyeler il mülki sınırlarından sorumlu tutulurken, köylerin kırsal alanlara yönelik sorumluluklarını belediyelere devretmeleri, köylerin mahalleye dönüşmesi bağlamında yükümlülük yüklenmeleri ve muhtarların eskiye nispeten değişen konumları sorgulanmaya başlanmıştır.&nbsp; Kırsal alan yönetiminde önemli bir pozisyona sahip olan muhtarların bu konuya bakışı çalışma için önem arz etmektedir.</em></p> <p><em>Bu kapsamda çalışma genelinde 6360 sayılı yasayla eski köylerin/yeni mahallelerin durumu ve mahalle yönetimine dair mevzuat irdelenmiş, çalışma özelinde ise tüzel kişiliğe sahip köy muhtarıyken 6360 sayılı yasayla tüzel kişiliği olmayan mahalle muhtarı olarak farklı bir konuma getirilen muhtarların durumu teorik çerçevede incelenmiştir. Sonrasında 6360 sayılı yasayla Büyükşehir Belediyesi statüsü kazanan illerde köy durumunda olan yerleşim yerlerinin mahalle yönetimine dönüşmesi sürecine nasıl baktıklarını ve bu süreci nasıl karşıladıklarını ortaya koymak amacıyla buradaki muhtarlara nicel araştırma tekniklerinden biri olan anket yöntemi uygulanmıştır.</em></p> <p><em>Çalışmanın sonunda muhtarların bu sürece farklı yaklaşımları/bakış açıları/beklentileri olduğu tespit edilmiş ve elde edilen bulguların yorumlanmasından hareketle eski köy/yeni mahalle muhtarlarının sorunları belirlenmiş ve bu sorunların aşılması için muhtarların bu yeni duruma ayak uydurmalarına imkân verecek derecede belli bir ölçüde serbestiyet, temsiliyet gücünün artırılması ve mali imkânların kazandırılması gibi öneriler sunularak literatüre katkı sağlanmıştır. Ayrıca 6360 sayılı Yasa sonrası oluşan bu eski köy/yeni mahallenin yeni duruma uyum sağlaması için ilgili mevzuatta bazı değişiklikler önerilerek yaşanan sorunlara çözüm üretilmeye çalışılmıştır.</em></p> 2021-01-10T00:00:00+01:00 Telif Hakkı (c) 2020 TÜRK KAMU YÖNETİMİ DERGİSİ https://tujpa.com/index.php/journal/article/view/14 Çevresel Determinizm Üzerine Karşılaştırmalı Bir Değerlendirme: İbn-i Haldun ve Montesquieu 2020-10-30T16:12:59+01:00 Sevde Nur Karabiber sevde.karabiber.snk@gmail.com <p><em>İnsanlık tarihi boyunca doğal çevre ve insan iç içe olmuştur. Doğa ile etkileşime giren insanlar doğal çevre ve onu oluşturan unsurlardan etkilenmişlerdir. Bu noktada doğal çevre, insanların ve toplumun belirleyicisi hükmündedir. İnsan ve toplum belirleyiciliğinde önemli bir yeri olan çevresel determinizm günümüze kadar birçok düşünür tarafından ele alınmıştır. Bu makalede ise çevresel determinizm çerçevesinde, İbn Haldun’un, beşerî coğrafyanın birey ve toplum davranışları üzerindeki etkisine dair teorisi ve Montesquieu’nün coğrafya ve buna bağlı değişkenlik gösteren yasa koyucuların ortaya koyduğu yasalar ve bunların topluma etkileri üzerine iklim teorisi, çevresel determinizm konusu merkezinde karşılaştırmalı analiz yöntemi kullanılarak iki ana başlık altında ele alınmaya çalışılmıştır. XIV. yüzyılda yaşamış sosyolojinin temelini oluşturan İbn Haldun Asabiyet ve Umran ilmi teorisi temelinde devletin ve toplumun oluşum sürecini ele almaktadır. XVIII. yüzyıl aydınlanma dönemi düşünürlerinden olan Montesquieu ise bireylerin beraber yaşamalarını sağlayacak yasaların gerekliliğinden bahsetmektedir. Yasanın, toplum düzeni için gerekli olduğundan ve her toplumun kendine ait karakter özellikleri, coğrafyası, ahlakı, yönetim şekli gibi farklılıklardan etkilenerek ortaya çıktığını ifade etmektedir. Bu çalışmadaki asıl amaç farklı zamanda ve toplumsal çevrede yaşamalarından hareketle İbn Haldun ve Montesquieu’nun iklimi, siyasal ve toplumsal hayatı ele alış şekillerini yaşamış oldukları dönemsel farklılıklar dikkate alınarak karşılaştırmaktır. Bu karşılaştırma doğal çevre, birey ve toplumsal değerler temelinde ele alınmaktadır. Bu bağlamda farklı dönemlerde ele aldıkları çevresel determinizm anlayışının ortak ve varsa farklı yönlerini karşılaştırmak adına ‘‘Mukaddime’’ ve ‘‘Kanunların Ruhu” adlı eserler coğrafi bakış açısı ile incelenmiştir. Bu çalışmanın sayıltısı beşerî coğrafyanın kamu düzeninde, toplumda ve yönetimdeki egemenliğinin zaman ve yaşanılan yer fark etmeksizin mutlak surette toplumları etkilemesidir. Bununla birlikte birçok anlayışın temelini oluşturması noktasında önemli bir yere sahiptir</em></p> 2021-01-10T00:00:00+01:00 Telif Hakkı (c) 2020 TÜRK KAMU YÖNETİMİ DERGİSİ https://tujpa.com/index.php/journal/article/view/15 COVID-19 Kapsamında Sağlık Çalışanlarının Maruziyet Risklerinin Ve Enfeksiyon Kontrol Önlemlerine Uyma Durumlarının Değerlendirilmesi 2020-11-09T07:21:00+01:00 BERNA ŞAHİN bernasahin0171@hotmail.com Nurşah KESKİN drnursahkeskin@gmail.com Sultan SARITAŞ sultan_saritas@hotmail.com Tuğba KUZKAYA tugba.kuzkaya@hotmail.com <p>Yayınlanan kanıtlar Covıd-19 hastalığına neden olan virüsün insanlar arasında yakın temas ve damlacık yoluyla bulaştığını göstermektedir. Hastalığa yakalanma riski en fazla olan kişiler; Covıd-19 hastaları ile temas halinde olan ve bu hastaların sağlık bakım sürecini yöneten sağlık çalışanlarıdır. Bu durumda sağlık çalışanları yüksek riskli grupta yer almaktadır. Sağlık çalışanlarını korumak için; el hijyeni, ortam dezenfeksiyonu, kişisel koruyucu ekipman kullanımı ve eğitimin&nbsp; önemli olduğu bilinmektedir. Sağlık çalışanlarının Covıd-19 hastalığına maruz kalma durumlarını belirlemek, enfeksiyon kontrol önlemlerinin alınması açısından son derece önemlidir. Bu çalışma Covıd-19 hastalığı kapsamında, sağlık çalışanları için riskleri değerlendirmek ve sağlık çalışanlarının enfeksiyon kontrol önlemlerini alma davranışlarını belirlemek amacıyla yapılmıştır. Mesleki deneyim ve çalışma yılı fazla olandan az olana kıyasla pandemi sürecinde aldıkları eğitimlere uyum sağlamadıkları anlaşılmış olup bu durumda mevcut eğitimlerin sürekli tekrarlanması ve sahada birebir gözlemleme yapılması gerektiği düşünülmektedir.</p> 2021-01-10T00:00:00+01:00 Telif Hakkı (c) 2020 TÜRK KAMU YÖNETİMİ DERGİSİ https://tujpa.com/index.php/journal/article/view/3 COVİD-19 PANDEMİ MÜCADELESİNİN YARGI SİSTEMİNE ETKİSİ 2020-11-11T11:15:27+01:00 Seyyal YILDIRIMVURAN av.seyyalyildirimvuran@gmail.com Ulaş Koray MİLANLIOĞLU koraymilanlioglu@yyu.edu.tr Suat ÇAKAN suatcakan@yahoo.com <p>Çin’in Wuhan kentinde deniz hayvanları pazarından yayıldığı düşünülen ve Birleşmiş Milletlere bağlı Dünya Sağlık Örgütü’nün ‘pandemi’ olarak duyurduğu yeni tip korona virüsünün küresel nitelikte afet boyutuna ulaşması sosyal yaşamdaki ilişkileri derinden etkilemiştir.</p> <p>Tüm dünyayı etkileyen bu salgının özellikle yargı sistemi üzerindeki etkisi çalışmanın ana temasını oluşturmaktadır.</p> <p>Yargı düzenindeki işleyiş ve değişiklikler, yasal düzenlemeler ile yürütülmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinin 1.fıkrasında; bireyin adil yargılanma ilkesi doğrultusunda yargılanma hakkına sahip olduğu ifade edilmektedir. Buna göre, yargılama faaliyetinin yasal kurallar çerçevesinde yerine getirilmesi bireyin hukuki güvencesini sağlayan en önemli haktır. Korona salgını sürecinde düzenleyici işlemler ve tavsiye nitelikli kararlar ile bulaş kaynağı insan faktörünün adliye ve diğer kurumlarda yarattığı insan sirkülasyonunun ve sosyal ilişkilerin azaltılması adına birtakım tedbirlerin yer aldığı düzenlemeler yapılmıştır.&nbsp;</p> <p>İdarenin kriz yönetimi sürecinde tedbirleri uygulanmasında maddi ve beşeri kaynakların etkin şekilde kullanımı göz önünde bulundurulmalıdır. Pandemi sürecinde Ulusal Yargı Ağ Projesi (UYAP), Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) gibi dijital hukuk uygulamalarının etkin kullanımı &nbsp;gerekirken durma politikasının izlenmesi bazı sorunlara neden olmuştur.</p> <p>Temel hak ve özgürlüklerin ihlalinden kaynaklanan sorumluluğun önüne geçilebilmesi için dijital hukuk vasıtalarının devreye girmesi gerekmektedir. Ancak bu durum ile yargılama sistemindeki yığılmaların önüne geçilebilecektir. Yargı işleyiş sisteminde, salgın öncesinde ‘dijital adliye’ vasfını gören UYAP sisteminin tüm paydaşlar tarafından aktif kullanımının sağlanmaması büyük bir eksikliktir. Kanun, Cumhurbaşkanlığı genelgesi ve diğer düzenleyici işlemlerin, hukuk ilkeleri gözetilerek uzaktan yargılama işleyişini geliştirecek, dijitalleşme sürecine uygun teknik çalışmalara imkân verecek şekilde desteklenmesi gerekmektedir. Bu tür çalışmaların adliye ortamındaki insan sirkülasyonunu bitirmese de önemli ölçüde azaltarak kriz yönetiminin etkin kullanımını sağlayacağı düşünülmektedir.</p> 2021-01-10T00:00:00+01:00 Telif Hakkı (c) 2020 TÜRK KAMU YÖNETİMİ DERGİSİ